Akbaş’İN TURKİYELİ GECMİSİ
Artik cok az kisinin hatirladigi bir irk tum Turkiye’nin yeniden tanistigi bir irka donusebilir mi?
Akbaş goreceli olarak yeni bir irk bizler icin. Pek cok kopek meraklisina bu beyaz suru bekcimizden bahsettigimizde isme yabanci olduklarini ogreniyoruz. İrkin varligi belki de Kangal Kopegi kadar hatta daha da eski olma ihtimaline karsin ismi ve populerliginin son 10 yilda artmasi nedeniyle irk bizler icin pek tanidik degil.
Anadolu’da beyaz suru bekcilerinin varligi tarihi oldugu kadar bugun bile onaylanmasina ragmen irkin uluslar arasi kabul edilen adi olan “Akbaş” Turkiye icin yakin zamanda kabul goren bir isim. Bu isim Turkce’de kopeklerin cogunlukla da renklerine gore tarif edilmesinde sik sik kullanilan tanimlardan biri; ancak simdiye kadar ulusal kopek irklarimizdan hic birini tanimlamada yaygin bir sekilde kullanilmadi ya da kabul gormedi.
Bilinen resmi kayitlara bakildiginda Akbaş ilk defa Mustafa Velioglu onderliginde Karacabey Tarim İsletmeleri Genel Mudurlugu’nde (TİGEM) 1992 yilinda korumaya alinarak uretilmeye baslandi. Bu zarif beyaz suru bekcisi bu ilk resmi koruma programina “Kar Beyaz” adi altinda alindi. 2000 yilinda yaptigimiz telefon gorumesi sirasinda neden “Akbaş” degil sorusuna Sayin Velioglu cocukken “Kar Beyaz” diye tanidigi bu kopeklerin yine eskiden tanidigi isimle korunmasini sectigi cevabini vermisti. 2001 Kasim ayinda San Diego’da Amerikan Kopek Kulubu bunyesinde duzenlenen ve katilma firsati buldugum Anadolu Çoban Kopeği Gunu’nde Amerika’ya 1960’larda kopeklerimizi ilk goturen ve Anadolu Çoban Kopeği ismiyle daha sonra kopeklerimizin dogru isimlendirilmesi ve siniflandirilmasi konusunda uluslararasi bir karmasaya belki de istemeden neden olan simdi emekli Yarbay Bob Ballard’a bu beyaz kopeklerden soz actigimda kendisi o yillarda butur beyaz kopeklere “Akkus” dendigini soylemisti. Goruyoruz ki bir Sivas Kangal Kopegi kadar ulusal olarak kabul gorme firsati olmamis bugunun Akbaş’i gecmiste cesitli donemlerde ve cesitli yorelerde farkli isimlerle taninmis gorunuyor.
İsmin uluslararasi alanda kabulunde en buyuk payi daha sonraki yillarda Kangal Kopegi’ni de Amerika’ya tanistiran ve kuluplerini kuran David Nelson’dir. İrkin ismi konusunda net bir cevap alamadigi 1970’lerin sonlarindaki saha gozlemlerinde Turkce’de sik kullanilan Akbaş ismini uluslar arasi tanitiminda irk ismi olarak secmistir.
1996 Konya Selcuk Universitesi’nde duzenlenen Turk Coban Kopekleri Sempozyumu’nda Kuzey Amerika’da son 20 yilda dikkatli bir uretimle kiskanilacak bir gelisim gosteren Akbaşlar ilk defa Turk katilimcilarin dikkatini cekti. Ayni yil irkin ismi konusunda David Nelson ve Yrd.Doc. Cafer Tepeli arasinda gecen bir konusmada irkin adi icin Sayin Tepeli tarafindan beyaz kedisi, tavsani ve kecisi ile unlu Ankara’ya istinaden “Angora” ismi teklif edilse de irkin ismi degismeden gunumuze gelmis gorunmektedir. Bu tur isimlendirmeler baska ullkelerin suru bekcileri icin de gerceklesmistir. Pirene dag koylulerince geleneksel olarak sadece “La Patou” yani kisaca “coban” olarak anilan benzer bir kopek ise 20. yuzyilin basina kopek irklarina olan artan ilgi ile birlikte uluslararasi kopek organizasyonlarinca “Pirene Dag Kopegi” olarak adlandirilmistir. Benzer bir isimlendirme de Portekiz’in “Estrella Dag Kopegi” icin yapilmistir.
İrkin gecmisi hakkinda fazla birsey bilmiyoruz. Elimizde Akbaş oldugunu bize dusundurten en eski kaynak yine Evliya Celebi’ye ait. Padisah onunde yapilan gecit toreninde ikiser ucer zincirle dolastirilan Samson Kopeklerinin yani sira bahsedilen bir diger kopek ise Ankara Tiftik Kecisi Kopegi. Suru kopeklerinin koruduklari hayvanlarin arasina kolay karismasini saglayan benzer kurk rengindeki eski cobancilik geleneginin bir uzantisi oldugu dusunulurse beyaz Tiftik Kecisi icin yine beyaz bir kopek hic de akla uzak gelmiyor. Celebi bu kopeklerden soyle bahsediyor: “ Bu kopekler cobanlarin kardesleridir ki bir yalaktan dari malagi yiyip asla tiksinmezler. Ancak ne istese o kopek o an is bitirir, isterse silahli cesur ve yigit olsun adami atindan indirir.”
Bugun Akbaş, populerligi hizla artmakta olan bir kopek irki. Ne yazik ki Kuzey Amerika’da 5000 civarindaki sayisina karsin Turkiye’de bu rakamlar yuzlerle telaffuz edilebilirse sansli sayiliriz. Kimse bundan kopeklerimizin kacirilarak soylarinin azaltildigi sonucunu cikarmamali. Konuya hakim biri kolaylikla “iyi ki goturmusler de simdi neredeyse neyi yitirmek uzere oldugumuzu gosterecek canli delillere sahibiz” diyecektir. Akbaş, bir zamanlar yogun olarak bulundugu Eskisehir, Bolu, Kutahya, İsparta, Afyon, Konya ve Ankara'nin izole koylerinde yogun sanayilesme ve azalan kucukbas hayvanciligin sonucunda bu beyaz, zarif; ancak siki koruma guduleri olan kopeklere merakli sayili kisi tarafindan beslenmekte. Bir kac universite ve Karacabey TİGEM’deki sistematik uretim calismalarina karsin elimizde hala cok az iyi kalitede Akbaş var. Pirene Dag Kopegi’nin 9 kadar kopekten tekrar canlandirildigi goz onune alinacak olursa gec kalmis sayilmayiz. Sadece bir Kangal Kopegi’nde oldugu kadar elimizde kabul gormus ve el ustunde tutulan bir kopek sahip degiliz. Onun dikkatle elenen bireylerden irki en iyi sekilde temsil edebilecekler arasinda yeniden gecmisteki guclu yapisini kazandirilmasi gerekiyor. Artik cok az kisinin hatirladigi bir irk tum Turkiye’nin yeniden tanistigi bir irka donusebilir mi? Bilincli bir uretim programi ile bu sanildigindan daha kolay olabilir.
İlker Unlu
2 Eylul 2003