Bu makalenin İngilizcesi "Anatolian Karabash Dog Club of England" Temmuz 2001; Turkcesi Performans Hayvancilik Dergisi'nin Agustos 2001 sayisinda yayinlanmistir.
Akbaş Çoban Kopeği
Ilker Unlu
Akbaş, Kuzey Afrika’dan Bati Avrupa’ya pek cok ulkede oldukca benimsenmis “beyaz suru bekcisi” olarak bilinen kopek irklarindan biridir. Fas’in Aidi’si, Turkiye’nin Akbaş’i, Yunanistan’in Yunan Çoban Kopeği, Macaristan’in Kuvasz’i, Polonya’nin Tatra Dag Kopegi, Slovakya’nin Cuvac’i, İtalya’nin Maremma Coban Kopegi, Fransa’nin Pirene Dag Kopegi ve İspanya’nin Pirene Mastif’i binlerce yillik secici uretim sonucu elde edilen bilinen “beyaz suru bekcileri”dir. Bulunduklari alan, binlerce kilometrelik bir zincir olusturur.
Gecmisin “Beyaz Suru Bekcileri”
Koyunun evcillestirilmesiyle kavimlerin yasamlarinin bagli oldugu hayvan surulerini korumak icin guclu kopek koruyuculara gerek duyuldu (MO 8000). Surulerin korunmasinda neden kopeklerin secildigini sormak bile gereksizdir. İnsanlarin sagladigi yetersiz bakim karsiliginda bile onlara emanet edilen surulere olan bagliliklari acik cevap olarak kabul edilmelidir.
İlk cobanlikla ugrasan kavimlerin tam olarak ne zaman ortaya ciktigini soyleyemesek de tarihi bulgular MO 3000 yillarinda bile coban topluluklarinin fazla yaygin olmadigini gostermektedir. Aslina bakarsak ata binmek gibi en basit teknikler dahi MO 900 yilina kadar yayginlasmamistir. İlk gocebe coban topluluklarinin Kuzey Asya’da daglarin hemen altindaki bozkir benzeri otlaklarda ortaya ciktigina inanilmaktadir. Cobancilik, bu bolgede neolitik tarim tekniklerinin bir varyasyonu olarak ortaya cikti. Topluluklar Asya’nin ormanlarindan guneye dogru hareket etmeye basladikca yasam bicimlerini avcilik ve toplayiciliktan cobanliga degistirmek zorunda kaldilar. Bolgenin bozkirlari daha az yiyecek sagladigindan gocebe bir yasam bicimini kabul ettiler. Kucukbas hayvanlarin bozkirlarin sinirli yiyecek ve su kaynaklarinin yani sira yuksek isisinda bakimlari daha kolay oldugu icin bir otlaktan digerine koyun ya da keci suruleriyle seyahat ediyorlardi. Suruleri tum toplulugun hayatta kalmasinda anahtar rolu oynamistir.
Zaman, bu insanlara daha iyi suru gutme ve suru bekcilerinden daha iyi faydalanma yontemleri ogretti. Kopeklerini ozellikle daha iri ve cesur olanlardan sectiler. Bu kopekler kendi canlari pahasina suruleri vahsi hayvanlar ve hirsizlara karsi koruyordu.
Zamanla surulerin renkleri belirli tipte kopek yetistirmede onemli rol oynamaya basladi. Romali bir tarim ve hayvancilik tarihcisi olan Columella, ikinci yuzyilda yazdigi “De Re Rustica” adli yapitinda bize sunlari soylemektedir : “Koyun yetistiricileri suruleri icin beyaz Çoban Kopeği uretmekte israr ediyorlardi. Aksi takdirde bir kurt saldirisinda yanlislikla kendi kopeklerini olduruyorlardi.”. 2000 yil once Romalilarin beyaz koyunlarini yine ayni renkteki kopeklere emanet ettigi "beyaz Çoban Kopeği" kullanimi konusunda elimizde simdilik en eski referans kaynagimiz bu gorunmektedir. Romalilar yine ayni yillarda yunlerin boyanmasini kolaylastirmak icin cogunlukla beyaz koyun yetistirmeye de baslamislardi.
Hollanda'li kinolog Antal (1977) Columella'ya isaret ederek " Bu eski nedenden dolayidir ki keskin ve kontrast yaratan renk (beyaz), vahsi hayvanlarla dovusen bu kopekler icin buyuk onem tasimaktadir. Bu nedenle birileri beyaz kopekler uretmis ve bunu dikkatle korumustur. Bu ozellik Polonya'dan Macaristan'a, Pireneler'den Balkanlar'a heryerde aynidir. Yine bu nedenledir ki heryerde insan ayni cozumu; yuksek , beyaz ve cesur kopeklerde bulmustur."
Akbaş’in tam kokeninden bahsetmek mumkun gorunmese de bazi tarihi bulgular ve referanslar teorilerimizi gelistirmekte bizlere yardimci olmaktadir. Tarih oncesi caglar kadar eski kopek irklarindan bahsedildiginde gecmislerini belirlemek belki imkansiz olmasa da cok guctur.
Ne yazik ki, av ve savas kopeklerini gosteren duvar resimlerine rastlamak mumkun olsa da coban kopekleriyle suruleri gosteren resimler oldukca nadirdir. Bunun nedeni, daha cok asillerin eglence anlayisi olan av sahnelerinin zamanin sanatcilarinca resmedilmeleri cok daha dogal olmasidir. Muhtemelen, sanatcilar ve eserleri icin onlara para odeyen asiller kuru ve tozlu alanlarda yari gocebe hayat suren suruler ve onlarin kopek koruyucularini resmetmeye deger bulmamis olmalidirlar.
17. yuzyil gezgini Evliya Celebi Ankara Tiftik Kecisi denen bir kopekten bahseder. Columella'nin da verdigi bilgiler isiginda beyaz Tiftik Kecilerinin kopeginin de Akbaş olmamasi icin hic bir neden yok gibi gorunuyor. Akkaraman koyunlari ile siyah maskeli Kangal Kopeginin ne kadar bagdastigi dusunulecek olursa Celebi'nin bahsettigi kopek Ankara, Eskisehir, Kutahya ve civarinin Akbaş'indan baska bir kopek olmamali.
1903-1906 tarihleri arasinda İngiltere'nin Turkiye'deki askeri konsulu olan Albay A.F. Townshend 1910 tarihli kitabinda Akbaş'la olan cesitli karsilasmasindan bahsederken " ..dag koylerinde daha cok beyazimsi Collie'ye benzeyen bir irk bulunuyor...yabanciya karsi oldukca saldirganlar, at arabalarina saldirabiliyorlar hatta atindan bir adami bile asagi indirebilirler..." yazmistir.
Daha yakin bir tarihte ise modern Pirene Dag Kopegi’nin babasi M. Bernard Senac‑Lagrande, 1927 tarihli bir yazisinda Turkiye’de de ayni Pirene Dag Kopegi gibi bir kopegin varligindan bahsetmektedir. Bu kopegin, tipki kendi kopekleri gibi guclu bir yapisi ve derin bir havlamasi olduguna dikkat ceker.
Komusumuz Yunanistan'daki suru kopeklerinden bahseden Hubbard (1947) "Tek gercek Yunan suru kopekleri Balkan Daglari, Arnavutluk, Epirus, Makedonya, Guney Yunanistan ve Parnasus Daglari ... cobanlarinca uretilen beyaz olanlardir. Bu beyaz kopekler bir kopek organizsasyonlari olmamasina ragmen yuzyillar boyunca safkan olarak uretilmis ve tipki Macar Komondor'da oldugu gibi beyaz disinda dogan yavrular elimine edilerek irkin devami saglanmistir."
Yine Pirene Dag Kopegi uzmani Paul Strang 1982'de Amerika'da uretilen Akbaşlari incelerken bu irkin hem vahsi hayvanlara karsi suruyu koruma acisinan hem de antilopu andiran ince yapisi ile at ustundeki sahibine ayak uydurarak kacan avin pesine dusecek hiz, ceviklik ve cesarete sahip Amerika'ya gelmis tek koyun kopegi oldugu yorumunu yapmistir.
Akbaş Dunyayla Tanisiyor
Akbaş’in uluslar arasi suru bekcileri dunyasindaki ulusal gururumuz Kangal Çoban Kopeğinden cok daha once Amerika’ya tanistirilmis olmasi sasirticidir. İlk Akbaş, hamile olarak, 1978’de David ve Judith Nelson tarafindan Amerika’ya goturulmustur. Bu ilk ithalat, bes yillik bir saha calismasi sonucunda gerceklestirilmistir. Onlari cogu Avrupa ulkelerinde bilinen “beyaz suru bekcilerinin” Turk versiyonu oldugunu dusundurten Bati Turkiye’de pek cok beyaz coban kopekleri fark etmislerdi. 1979’da The Akbaş Dog Association İnternational (ADAİ) kuruldu. Akbaş bir is kopegi oldugundan hemen ciftliklere yerlestirilerek is kapasiteleri test edilmeye baslandi. Ayni yillarda Amerikan Tarim Bakanligi, yirtici hayvanlara karsi suru bekcileri degerlendirme programi yurutmekteydi.1986’da programin sonuclari aciklandi. Akbaş, Pirene Dag Kopegi ve Maremma Çoban Kopeği ile birlikte en etkili uc Çoban Kopeğinden biri secilmisti.
Akbaş’in Turkiye’de Tekrar Kesfi
1996’da Konya Selcuk Universitesi’nde “Uluslararasi Turk Coban Kopekleri Sempozyumu”u duzenlendi. Bu sempozyumun sonunda bir yildiz tekrar dogmus oldu. Akbaş’in Amerika’ya tanistirilmasi ve uretimi konulu tanitim sirasinda Amerika’da uretilen Akbaş resimleri buyuk ilgi cekti. Bati Turkiye’de koyun yetistiriciligi onemini buyuk olcude yitirdiginden irkin iyi orneklerini bulmak gun gectikce daha guclesiyor. Hayvancilik bakimindan ulkemizin bu bolgeleri yogun bir yerlesim baskisi altindadir ve endustrilesme koyun yetistiriciligini gecmis ugraslarindan biri haline getirmistir. İrkin melezlesmesi kacinilmaz oldugundan hizla kaybettigimiz bu irkin resimleri hepimizi heyecanlandirdi. İsim tekrar yayginlasmaya basladikca pek cok kisinin Turkiye’nin cesitli bolgelerinde besledikleri Akbaş’larindan bahsettigini duymaya basladik. İrk, az sayida da olsa korunmaya devam ediliyordu. 1992’de Mustafa Velioglu onderliginde Karacabey Tarim İsletmeleri Genel Mudurlugu’nde (TİGEM) ilk resmi uretim programi baslatildi. Ardindan 1990’larin sonlarinda Konya Selcuk Universitesi de ilk Akbaşlarini uretmeye basladi. TİGEM daha cok kisa tuylu kopekler uretirken Selcuk Universitesi’nde uzun tuylu kopekler bulunmaktadir. Yine de iki tip de irkta kabul edilir oldugundan yakin gelecekte iki uretim istasyonunda da uzun ve kisa tuylu kopekler uretmek mumkundur.
Kaynaklar: (1)İnternational Symposium Book on Turkish Shepherd Dogs/1996, (2) Kuvasz, A Complete and Reliable Handbook by Dana İ. Alvi and Leslie Benis, (3) The Kuvasz by Kuvasz Club of America, (4) The New Complete Great Pyrenees by Paul Strang, (5) The Pyrenean Mountain Dog by the Pyrenean Mountain Dog Club of Great Britain, (6) A World History by William H. McNeill (6) Akbaşh dog, A Turkish Breed for Home and Agriculture by David Nelson and Judith Nelson